18 Mayıs 2012
GUNDEM
YIL SONU İŞLEMLERİNDE KDV YÖNÜNDEN ÖZELLİK TAŞIYAN DURUMLAR » İlhan KIRIKTAŞ E. Baş Hesap Uzmanı, YMM   I- GİRİŞ(1) (http://www.yaklasim.com/anasayfa/bir_konu_bir_konuk/ilhan_kiriktas.htm#%281%29). Maliye Bakanlığı’nın görüşü de bu doğrultudadır (2) (http://www.yaklasim.com/anasayfa/bir_konu_bir_konuk/ilhan_kiriktas.htm#%282%29). İndirilmesi mümkün olan bu KDV’nin, GVK ve KVK yönünden gider yazılması Kanun’un 58. maddesine göre mümkün değildir. B- BİNEK OTOMOBİLİNE AİT OLUP İNDİRİLEMEYEN KDV VE ÖTV DOĞRUDAN GİDER YAZILABİLİR VEYA MALİYETE İNTİKAL ETTİRİLEBİLİR, SEÇİMLİK HAK MÜKELLEFE AİTTİR 3065 sayılı KDV Kanunu’nun 30/b maddesine göre, faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere işletmelere ait binek otomobillerin alış belgelerinde gösterilen KDV indirim konusu yapılamamaktadır. Maliye Bakanlığı, binek otomobillerine ait olup indirilemeyen KDV’nin doğrudan gider veya maliyet unsuru olarak değerlendirilmesinde bir sakınca olmadığı görüşündedir. Konu ile ilgili olarak tayin edilen bir Özelge’de, “Binek otomobillerine ait indirilemeyen KDV’nin doğrudan gider veya maliyet unsuru olarak değerlendirilmesinde kanunen bir sakınca bulunmamaktadır.” şeklinde idari görüş bildirilmiştir (3) (http://www.yaklasim.com/anasayfa/bir_konu_bir_konuk/ilhan_kiriktas.htm#%283%29). Öte yandan, VUK’un 270. maddesinin 5035 sayılı Kanunla değişik ikinci fıkrasında, mükelleflerin ÖTV’yi maliyet bedeline ithal etmekte veya genel giderler arasında göstermekte serbest oldukları hükme bağlanmış bulunmaktadır. Bu çerçevede, binek otomobillerine ait ÖTV ile indirim konusu yapılamayan KDV, mükellefler tarafından doğrudan gider yazılabileceği gibi, maliyete de intikal ettirilebilecektir. Bu konudaki seçimlik hak tamamen mükellefe ait bulunmaktadır (4) (http://www.yaklasim.com/anasayfa/bir_konu_bir_konuk/ilhan_kiriktas.htm#%284%29). C- İŞİ BIRAKAN MÜKELLEFLER İNDİREMEDİKLERİ KDV’Yİ GİDER YAZABİLİRLER KDV’nin en büyük özelliği olan “indirim sistemi” KDV’nin mükellefler üzerinde bir yük oluşturmasını önlemektedir. Ancak, işi bırakan mükellefler, yüklendikleri vergileri bir daha indirim yoluyla telafi edememe durumu ile karşı karşıya kalmaktadırlar. İşi bırakan mükelleflerce yüklenilip indirilemeyen KDV’nin bir daha indirilemeyeceği, bir diğer ifade ile indirilemeyen bu verginin “İndirilemeyecek KDV” haline dönüştüğü hususu dikkate alınarak, KDV Kanunu’nun 58. maddesinden hareketle GVK ve KVK yönünden gider olarak dikkate alınması gerekir. Maliye Bakanlığı da aynı görüştedir. Konu ile ilgili olarak verilen Özelgelerde; “Türkiye’de dar mükellefiyet esasında vergilendirilmekte iken işini bırakan bir kurumun, Türkiye’de yüklenip indiremediği KDV’yi kurumlar vergisi yönünden gider yazması mümkün bulunmaktadır.” (5) (http://www.yaklasim.com/anasayfa/bir_konu_bir_konuk/ilhan_kiriktas.htm#%285%29) “31.12.2000 tarihinde faaliyetini terk eden mükellefin indirim yoluyla gideremediği vergilerin 2000 yılına ait gelir vergisi matrahının tespitinde gider veya maliyet unsuru olarak göz önüne alınmasında bir sakınca yoktur.” (6) (http://www.yaklasim.com/anasayfa/bir_konu_bir_konuk/ilhan_kiriktas.htm#%286%29) şeklinde idari görüş bildirilmiştir. D- KDV İNDİRİMİ İÇİN FATURALARIN İLGİLİ YIL SONUNA KADAR DEFTERLERE KAYDEDİLMESİ ZORUNLU KDV Kanunu’nun 29/1-a maddesine göre mükellefler, Kanun’da aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak yüklendikleri KDV’yi indirebilmektedirler. KDV indirimi için aranılan şartlar ise Kanun’un 34/1. maddesinde, - KDV fatura veya benzeri belgelerde ayrıca gösterilmeli, - Fatura veya benzeri belge yasal defterlere kaydedilmeli şeklinde belirlenmiştir. Öte yandan, aynı Kanun’un 29/3. maddesinde, KDV indirim hakkının, vergiyi doğuran olayın meydana geldiği takvim yılı aşılmamak şartıyla ilgili belgelerin yasal deftere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılması gerektiği hükme bağlanmıştır. Buna göre, fatura veya benzeri belgelerde gösterilen KDV’nin indirilebilmesi için, bu belgelerin, düzenlendikleri yılın sonuna kadar yasal defterlere kaydedilmesi ve KDV’nin deftere kaydın yapıldığı ayın KDV beyannamesinde indirilmesi gerekmektedir. İlgili yıl sonuna kadar yasal defterlere kaydedilmeyen belgelerde yer alan KDV’nin sonraki yıl/yıllarda indirilmesi mümkün değildir. E- TAHSİL EDİLEMEYEN KDV İÇİN ŞÜPHELİ ALACAK KARŞILIĞI AYRILABİLİR Mal ve hizmet satışı üzerinden hesaplanan ve tahsil edilemediği halde beyan edilen KDV, satıcı mükellef yönünden mal ve hizmet satışından doğan bir alacak niteliğine dönüştüğünden, KDV’den doğan alacaklar için de şüpheli alacak karşılığı ayrılması gerekir. KDV’den doğan bu alacaklarda, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgilidir. Aksi bir düşünce, tahsil edilmediği halde beyan edilen KDV’nin mükellefler üzerinde bir yük olarak kalmasına neden olur ki, bu da KDV’nin temel mantığına aykırı olur. Nitekim, vergi idaresince verilen bir Özelge’de de; “Ekonomik faaliyetlerin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkan, işletme alacaklarının bir unsurunu teşkil eden ve doğrudan doğruya mal veya hizmetin satılmasından kaynaklanan ancak şüpheli hale gelen alacak için hesaplanan KDV için de şüpheli alacak karşılığı ayrılabilecektir. Ayrıca teslim edilen mal ve hizmet nedeniyle peşinat alınan veya kısmen tahsilat yapılan durumlarda, alınan peşinat veya yapılan tahsilatın öncelikle alacağın katma değer vergisine isabet eden kısmına mahsup edilebileceği tabiidir.” şeklinde idari görüş bildirilmiştir (7) (http://www.yaklasim.com/anasayfa/bir_konu_bir_konuk/ilhan_kiriktas.htm#%287%29). Maliye Bakanlığı özelgelerle bildirdiği bu görüşünü uygulama birliği sağlanması bakımından 334 Seri No.lu VUK Genel Tebliği ile düzenlemiştir. Söz konusu Tebliğ’in (V) bölümünde, “Vergi Usul Kanunu’nun 323. maddesinde bir alacağın şüpheli alacak olarak değerlendirilmesinde aranılan şartlar gösterilmiştir. Katma değer vergisi, ekonomik faaliyetlerin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkan ve işletmenin alışları sırasında ödediği, işletme alacaklarının bir unsurunu teşkil eden ve doğrudan doğruya mal (veya hizmet) tesliminden (veya ifasından) kaynaklanan bir alacaktır. Bu itibarla, katma değer vergisinden kaynaklanan alacak için şüpheli alacak karşılığı ayrılabilmesi; yukarıdaki madde hükmünde yer alan şartların mevcut olması, alacağın ilgili dönemin kayıtlarına girmesi ve katma değer vergisi beyannamelerinde beyan edilmesi halinde mümkün olacaktır.” şeklinde açıklama yapılmıştır. F- YIL SONU VE CİRO İSKONTOLARINDA KDV 3065 sayılı KDV Kanunu’nun 25/a maddesine göre, teslim ve hizmet işlemlerinde fatura ve benzeri belgelerde ayrıca gösterilen ticari teamüllere uygun miktardaki iskontolar KDV matrahına dahil değildir. 26 Seri No.lu KDV Genel Tebliği’nde yapılan açıklamalara göre, fatura veya benzeri belgelerde ayrıca gösterilmeyip, yıl sonlarında, belli bir dönem sonunda yada belli bir ciro aşıldığında (satış primi, hasılat primi, yıl sonu iskontosu gibi adlarla) yapılan ödemeler KDV’ye tabi olacaktır. Bu şekilde ortaya çıkan iskontolar doğrudan satılan malla ilgili olmayıp, firmanın yaptığı ek bir çalışmanın ya da bir çabanın sonucu olarak doğmaktadır. Dolayısıyla yapılan iş, ana firmaya karşı verilen bir hizmettir. Çünkü, ana firma ile satıcı firma arasında düzenlenen sözleşmeye göre (yazılı veya sözlü) satıcı firma sözleşmenin hükümlerine uygun olarak belli bir çabayı göstermiştir ki (belli bir hizmet vermiştir ki) ek ödemeye hak kazanmıştır. Bu nedenle, yıl sonlarında veya belli bir ciro aşıldığında ciro primi, yıl sonu iskontosu gibi adlarla yapılan ödemeler, KDV Kanunu’nun 4. maddesi çerçevesinde hizmet kapsamında KDV’ye tabi olacaktır. Ancak, bu konuda Danıştay’ın aksi yönde verilmiş kararları bulunmaktadır (8) (http://www.yaklasim.com/anasayfa/bir_konu_bir_konuk/ilhan_kiriktas.htm#%288%29). G- İŞİN BIRAKILMASI HALİNDE, İŞLETMEDE YER ALAN MALLARIN EMSAL BEDELLE İŞLETME SAHİBİ ADINA FATURA EDİLMESİ VE KDV HESAPLANMASI GEREKİYOR Mükellefler çeşitli nedenlerle işlerini terk edebilmekte ve dolayısıyla mükellefiyetlerini terkin ettirebilmektedirler. İşi bırakma olarak adlandırılan bu durum, VUK’un 161. maddesinde, vergiye tabi olmayı gerektiren muamelelerin tamamen durdurulması ve sona ermesi olarak tanımlanmakta, işin herhangi bir nedenle geçici süre için durdurulması işi bırakma sayılmamaktadır. Mükelleflerin, işletmesine dahil mal ve demirbaşları işi bırakmadan önce satmaları KDV Kanunu’nun 1/1. maddesine göre KDV’ye tabi bu­lunmaktadır. İşletmeye dahil mal ve demirbaşların işin bırakılmasından önce satılamaması halinde ise, işin bırakıldığı dönemde KDV Kanunu’nun 3/a maddesine göre söz konusu malların işletmeden çekiş gösterilerek em­sal bedeli üzerinden KDV hesaplanması gerekmektedir. Mükelleflerin, işletmeden çekiş gösterdikleri mallar için kendi adlarına fatura düzenlemeleri şarttır. İşletmeden çekiş gösterilen malların emsal bedeli üzerinden hesaplanan KDV’nin, mükellefçe işin bırakıldığı vergilendirme dönemine ilişkin olarak verilecek KDV beyannamesi ile beyan edilmesi gerekir. Bu konuda Maliye Bakanlığı’nca verilen Özelgelerin özetleri aşağıdadır: “İşin terk edilmesi halinde işini terk eden mükellefler, mevcutlarını terkten önce satış vb. yollarla tasfiye ettikleri takdirde teslim bedeli üzerinden, mevcutlar tasfiye edilmemişse işletmeden çekiş göstererek Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 3/a maddesi gereğince emsal bedeli üzerinden vergi hesaplayıp beyan etmek zorundadırlar. Hesaplanan bu vergilere rağmen indirilemeyen kısım kalırsa, indirilemeyen katma değer vergisinin iadesi söz konusu olmayacaktır.” (9) (http://www.yaklasim.com/anasayfa/bir_konu_bir_konuk/ilhan_kiriktas.htm#%289%29). “İşini terk eden mükelleflerin satışını yapamadıkları malları KDV Kanunu’nun 3/a maddesine göre işletmeden çekiş göstererek emsal bedel üzerinden KDV hesaplamaları gerekir.” (10) (http://www.yaklasim.com/anasayfa/bir_konu_bir_konuk/ilhan_kiriktas.htm#%2810%29). “İşin bırakılması halinde, işini terk eden mükelleflerin mallarını terkten önce satış vb. yollarla tasfiye ettikleri takdirde teslim bedeli üzerinden mevcutlar tasfiye edilmemişse, KDV Kanunu’nun 27. maddesine göre bunların emsal bedelleri üzerinden KDV hesaplanması gerekir. Tasfiye edilemeyip işletmeden çekiş gösterilecek malların bedelleri üzerinden KDV hesaplanması mümkün değildir.” (11) (http://www.yaklasim.com/anasayfa/bir_konu_bir_konuk/ilhan_kiriktas.htm#%2811%29). (1) (http://www.yaklasim.com/anasayfa/bir_konu_bir_konuk/ilhan_kiriktas.htm#1) Mehmet ALTINDAĞ, “Geç Ödenen Elektrik, Su ve Telefon Bedellerine Uygulanan Gecikme Zammının Gider Kaydı ve KDV İndirimi”, Yaklaşım, Sayı: 108, Aralık 2001, s. 83 vd. (2) (http://www.yaklasim.com/anasayfa/bir_konu_bir_konuk/ilhan_kiriktas.htm#2) MB’nin, 14.06.2001 tarih ve 32996 sayılı Özelgesi. (3) (http://www.yaklasim.com/anasayfa/bir_konu_bir_konuk/ilhan_kiriktas.htm#3) MB’nin, 20.06.2000 tarih ve 29609 sayılı Özelgesi. (4) (http://www.yaklasim.com/anasayfa/bir_konu_bir_konuk/ilhan_kiriktas.htm#4) İlhan KIRIKTAŞ, “KDV’de Dönem Sonu İşlemleri Bakımından Özellik Taşıyan Durumlar”, Yaklaşım, Sayı: 156, Aralık 2005, s. 111 (5) (http://www.yaklasim.com/anasayfa/bir_konu_bir_konuk/ilhan_kiriktas.htm#5) MB’nin, 17.12.1997 tarih ve 54944 sayılı Özelgesi. (6) (http://www.yaklasim.com/anasayfa/bir_konu_bir_konuk/ilhan_kiriktas.htm#6) MB’nin, 12.04.2001 tarih ve 20161 sayılı Özelgesi. (7) (http://www.yaklasim.com/anasayfa/bir_konu_bir_konuk/ilhan_kiriktas.htm#7) MB’nin, 31.10.2000 tarih ve 49864 sayılı; 27.09.2001 tarih ve 51390 sayılı Özelgeleri. (8) (http://www.yaklasim.com/anasayfa/bir_konu_bir_konuk/ilhan_kiriktas.htm#8) Dn. 11. D.’nin, 15.05.1996 tarih ve E. 1996/1370, K. 1996/1927 sayılı Kararı. (9) (http://www.yaklasim.com/anasayfa/bir_konu_bir_konuk/ilhan_kiriktas.htm#9) MB’nin, 19.09.1988  tarih ve 57334 sayılı Özelgesi. (10) (http://www.yaklasim.com/anasayfa/bir_konu_bir_konuk/ilhan_kiriktas.htm#10) MB’nin, 13.03.1989  tarih ve 2601001-1695 sayılı Özelgesi. (11) (http://www.yaklasim.com/anasayfa/bir_konu_bir_konuk/ilhan_kiriktas.htm#11) 28.01.1994 tarih ve 0/29-394 sayılı Özelgesi.   Cumartesi, 09 Ekim 2010 13:06
YENİ İŞÇİ ALIMININ İŞVERENE SAĞLADIĞI AVANTAJLAR » YENİ İŞÇİ ALIMININ İŞVERENE SAĞLADIĞI AVANTAJLAR Tarih: 04.06.2010 Bu yazımızın konusunu, son günlerin en çok merak edilen yeni işçi alımında işverene sağlanan sigorta primi avantajları oluşturmaktadır.  4447 sayılı İşsizlik Sigortası  Kanunun’da Geçici 7. ve Geçici 9. Maddelerle istihdamın teşviki için düzenlenmiş olan  sigorta primi teşvikleri ve bunlardan yararlanmanın koşulları yer almaktadır. 4447 Sayılı Kanunun adı geçen maddelerinde belirtilen düzenlemelerle yeni işe alımda çeşitli koşulların sağlanması durumunda belirli bir süre sigorta primi işveren hissesinin İşsizlik Sigortası Fonu tarafından karşılanması öngörülmektedir. Başlıklar halinde Geçici 7. Madde ve Geçici 9. Madde ile sağlanan avantajlar ve bu avantajlardan yararlanma koşullarına değinelim. A. 4447 Sayılı Kanunun Geçici 7. Maddesi  İle Sağlanan Avantajlar ve Yararlanma Koşulları: 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun  5838 sayılı Kanunla 1.3.2009 tarihinden  itibaren yeniden düzenlenen          Geçici 7. Maddesine göre  mevcut istihdama ilave olarak işe alınan kadınlar ile 18-29 yaş arası erkeklere ait SSK işveren priminin 5 yıl boyunca kademeli olarak İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanması öngörülmektedir.    Söz konusu yasa maddesine göre  1 Temmuz 2010 tarihine kadar, 18 yaşından büyük 29 yaşından küçük erkekler ile 18 yaşından büyük kadınların işe alınarak fiilen çalıştırılması durumunda asgari ücret üzerinden hesaplanan sigorta primine ait işveren hissesinin -Birinci yıl için yüzde 100’ü -İkinci yıl için yüzde 80’i -Üçüncü yıl için yüzde 60’ı -Dördüncü yıl için yüzde 40’ı -Beşinci yıl için yüzde 20’si     İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanacaktır. İşverenler beş yıl süreyle yukarıda belirtilen oranlar dahilinde koşulları sağlayan sigortalıları için sigorta primi işveren hissesini ödemeyecekler. İşyeri Yönünden Yararlanma Şartları: - 1.7.2008 Tarihinden önceki bir yıllık dönemde işyerine ait prim ve hizmet belgelerinde bildirilen ortalama sigortalı sayısına ilave olarak alınan işçiler olması veya işverenin ilk defa işçi çalıştırmaya başlaması, - 1.7.2010 Tarihine kadar işçinin işe alınmış olması, - Aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmesi, -Sigortalıların tamamına ait sigortalı hissesine isabet eden sigorta primleri ile, işsizlik sigortası primlerinin ödenmiş olması, -İlgili madde koşullarından faydalanmak üzere bağlı olduğu Sosyal Güvenlik Kurumu Müdürlüklerine yazılı başvuruda bulunarak sistemde aktivasyonu sağlatmaları, İşverenlerin sigorta primi avantajından beş yıl süreyle  faydalanabilmesi için yukarıda yazan kriterlere uymaları gerekmektedir. Sigortalı Yönünden Yararlanma Şartları: - 01.07.2010  tarihine kadar  işe alınmış olması (1.7.2008 tarihinden itibaren 2 yıl içinde işe alınanlar) - 1.7.2008 Tarihinden önceki altı aya ait veya 2008 yılı Aralık ayı ile 2009 yılı Ocak aylarına ilişkin aylık prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalılardan olmamaları - 18 yaşından büyük  29 yaşından küçük erkek veya 18 yaşından büyük kadın olmalı, - İşe gireceği işyerinde fiilen çalışması, Sigortalıların yukarıda belirtilen koşulları taşıyor olmaları durumunda işverenler  4447 sayılı kanunun geçici 7. Maddesinde belirtilen teşvikten  beş yıl süreyle yararlanabilirler. B. 4447 Sayılı Kanunun Geçici 9. Maddesi İle Sağlanan Avantajlar ve Yararlanma Koşulları: 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun güncel Geçici 9. Maddesine göre  mevcut istihdama ilave olarak işe alınan sigortalılara ait SSK işveren priminin işveren hissesinin altı ay boyunca İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanması öngörülmektedir.    Söz konusu yasa maddesine göre  31.12.2010 tarihine kadar, sigortalıların  işe alınarak fiilen çalıştırılması durumunda asgari ücret üzerinden hesaplanan sigorta primine ait işveren hissesinin tamamı altı ay boyunca İşsizlik Sigortası Fonundan  karşılanacaktır. İşverenler koşulları sağlayan sigortalıları için altı ay boyunca  sigorta primi işveren hissesini ödemeyecekler. İşyeri Yönünden Yararlanma Şartları: - Ekim 2009  Döneminde işyerine ait aylık  prim ve hizmet belgesinde bildirilen sigortalı sayısına ilave olarak alınan işçiler olması veya işverenin  ilk defa sigortalı işçi çalıştırmaya başlaması, - 31.12.2010 Tarihine kadar işe alınmış olması, - Teşvikten yararlanma sürecinde aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmesi, -Sigortalıların tamamına ait sigortalı hissesine isabet sigorta primleri ile, işsizlik sigortası primlerinin ödenmiş olması, -İlgili madde koşullarından faydalanmak üzere bağlı olduğu Sosyal Güvenlik Kurumu Müdürlüklerine yazılı başvuruda bulunarak sistemde aktivasyonu sağlatmaları, İşverenlerin sigorta primi avantajından faydalanabilmesi için yukarıda yazan koşullara uymaları gerekmektedir. Sigortalı Yönünden Yararlanma Şartları: - 31.12.2010  tarihine kadar  işe alınmış olması - İşe alınma tarihinden  önceki üç aylık dönem içinde  aylık prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalılardan olmamaları - İşe gireceği işyerinde fiilen çalışması, Sigortalıların yukarıda belirtilen koşulları taşıyor olmaları durumunda işverenler  4447 sayılı kanunun geçici 9. Maddesinde belirtilen teşvikten altı ay süreyle yararlanabilirler. C. SONUÇ: İşverenlerin 4447 Sayılı Kanunun Geçici 7. Maddesinde ve Geçici 9 Maddesinde belirtilen  istihdam teşviklerinden faydalanmaları için gerekli koşulları detaylarıyla özetledik.  İşverenler belirtilen teşviklerin her ikisinden de koşulları taşıyan farklı  sigortalılar için ayrı ayrı faydalanabilirler. Yasa gereği İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanan prim tutarları gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmaz. 5510 Sayılı yasaya göre sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ile yurt dışında çalışan sigortalılar içi belirtilen teşviklerden faydalanılamaz.  Ayrıca Mevcut bir işyerinin kapatılarak; değişik bir ad veya unvan ya da bir iş birimi olarak aynı faaliyette açılması veya çalışan sigortalıların bütün olarak devredilmesi halinde, öngörülen teşviklerden yararlanılması mümkün bulunmamaktadır. Kaynak: www.MuhasebeTR.com   Pazar, 13 Haziran 2010 17:00
HER YÖNÜYLE GEÇİCİ İŞ GÖREMEZLİK ÖDENEĞİ »Yeni Sayfa 1 I- GİRİŞ 506 sayılı Kanun döneminde sadece hizmet akdi ile çalıştırılan sigortalılara ödenmekte olan geçici iş göremezlik ödeneği, 5510 sayılı Kanun ile belli şartlarla köy ve mahalle muhtarları ile kendi nam ve hesabına çalışan sigortalılara da verilmeye başlanmıştır. Kamu idarelerinde çalıştırılanlara (memurlar) iş göremezliklerinin devam ettiği sürelerde maaşlarının ödenmesine devam edilmesi nedeniyle geçici iş göremezlik ödeneği ödenmemektedir. Kısa Vadeli Sigorta Kolları Uygulama Yönetmeliği(1)’nin 13. maddesinde geçici iş göremezlik, sigortalının iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde Kurum’ca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurulu raporlarında belirtilen istirahat süresince geçici olarak çalışamama hali olarak; geçici iş göremezlik ödeneği ise iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde Kanun’da belirtilen geçici iş göremezlik sürelerinde verilen ödenek olarak tanımlanmıştır. Geçici iş göremezlik ödeneğinin verilme usul ve esasları 5510 sayılı Kanun’un 18. maddesinde, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin(2) 42, 43 ve 44. maddelerinde ve Kısa Vadeli Sigorta Kolları Uygulama Yönetmeliği’nin 13, 14 ve 15. maddelerinde ayrıntılı olarak açıklanmıştır. II- GEÇİCİ İŞ GÖREMEZLİK ÖDENEĞİNDEN FAYDALANMA HAKKI OLAN SİGORTALILAR A- İŞ KAZASI VE MESLEK HASTALIĞI NEDENİYLE GEÇİCİ İŞ GÖREMEZLİK ÖDENEĞİNDEN YARARLANABİLENLER İş kazası ve meslek hastalığı nedeniyle geçici iş göremezlik ödeneği uygulaması, 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesi birinci fıkrasının (a) bendine göre çalıştırılanlar ile (hizmet akdiyle alıştırılan sigortalılar ve bu madde kapsamında sigortalı kabul edilenler) Kanun’un 4. maddesi birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında bulunan köy veya mahalle muhtarları ile kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar ve 5510 sayılı Kanun’un 5. maddesine göre haklarında sadece bazı sigorta kollarının uygulanabildiği sigortalılar (hizmet akdi ile çalışmamakla birlikte, ceza infaz kurumları ile tutukevleri bünyesinde oluşturulan tesis, atölye ve benzeri ünitelerde çalıştırılan hükümlüler ile çırak, stajyerler ve kursiyerler gibi) için söz konusudur. B- HASTALIK NEDENİYLE GEÇİCİ İŞ GÖREMEZLİK ÖDENEĞİNDEN YARARLANABİLENLER Hastalık nedeniyle ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinden sadece 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesi birinci fıkrasının (a) bendine göre çalıştırılanlar ile (hizmet akdiyle çalıştırılan sigortalılar ve bu madde kapsamında sigortalı kabul edilenler) 5510 sayılı Kanun’un 5. maddesine göre haklarında bazı sigorta kolları uygulanabilen sigortalılar yararlanabilmektedir. 5510 sayılı Kanun’un 18. maddesinin 1. fıkrası (b) bendi hükmü nedeniyle köy veya mahalle muhtarları ile kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanların hastalıkları dolayısıyla maruz kaldıkları geçici iş göremezlik hallerinde ödenek ödenme imkanı bulunmamaktadır. C- ANALIK NEDENİYLE GEÇİCİ İŞ GÖREMEZLİK ÖDENEĞİNDEN YARARLANABİLENLER Analık nedeniyle ödenen geçici iş göremezlik ödeneğinden sadece kadın sigortalı olup; hizmet akdiyle çalıştırılan sigortalılar ile 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen muhtarlar ve aynı bentde yer alan ticarî kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usûlde gelir vergisi mükellefi olanlar, gelir vergisinden muaf olup, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olanlar ve tarımsal faaliyette bulunanlar yararlanabilmektedir. 5510 sayılı Kanun’un 18. maddesi 1. fıkrası (c) ve (d) bentleri hükümleri nedeniyle 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı sayılan anonim şirketlerin yönetim kurulu üyesi olan ortakları, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin komandite ortakları, diğer şirket ve donatma iştiraklerinin ise tüm ortaklarına analık nedeniyle geçici iş göremezlik ödeneği ödenmesine imkan bulunmamaktadır. III- GEÇİCİ İŞ GÖREMEZLİK ÖDENEĞİ ÖDENEBİLMESİ İÇİN GEREKLİ ŞARTLAR A- ÖN ŞARTLAR 1- İş kazası, meslek hastalığı, hastalık veya analık hallerinden biri nedeniyle geçici iş göremezliğe uğranılması gereklidir. 2- Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yetki verilmiş hekim ve sağlık kurullarından sağlık raporu alınması gerekmektedir. Kısa Vadeli Sigorta Kolları Uygulama Tebliği’nin 14. maddesine göre; “ (I) Sigortalıya geçici iş göremezlik ödeneği verilebilmesi için Kurum’ca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şarttır. Bunların dışında kalan hekim veya sağlık kurulları tarafından verilen ve istirahat süresi on günü geçmeyen raporlar, Kurum’ca yetkilendirilen hekim tarafından, on günü aşan raporlar ise sağlık kurulunca onandığı takdirde geçerli sayılır. Ancak, Kurum’ca yetkilendirilen sağlık tesisleri dışındaki sağlık tesislerinde yapılan tedavinin aciliyetinin Kurum’ca belirlenecek sağlık tesisince kabul edilmesi halinde istirahat raporlarının ayrıca tasdikine gerek duyulmaz. (II) Ülkemizin taraf olduğu uluslararası sosyal güvenlik sözleşmeleri hükümleri çerçevesinde akit ülke sigorta kurumu mevzuatına göre düzenlenmiş ve sözleşmenin uygulanmasına ilişkin formülerlerle Kurum’a bildirilmiş ayaktan veya yatarak tedavilerde verilen istirahat raporları aynen kabul edilir. (III) Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında olup, işverenleri tarafından yurtdışında görevlendirilen sigortalılar ile Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında bulunan ve yürütmekte oldukları iş veya çalışma konuları nedeniyle yurt dışında bulunan sigortalılara ve Kanun’un 5. maddesi (g) bendi kapsamındaki sigortalılara ülkemiz ile sosyal güvenlik sözleşmesi bulunmayan ülkelerdeki tedavileri sonucu verilen istirahat raporlarının ilgili ülke mevzuatına uygun olduğunun ülkemiz dış temsilciliklerince onanması halinde, Kurum’ca yetkilendirilen hekim ve sağlık kurullarının ayrıca onayı aranmaz. (IV) Sigortalıların üçüncü fıkrada belirtilen haller dışında yurt dışında bulundukları sırada gördükleri tedavi sonucunda aldıkları raporlar için birinci fıkra hükümleri uygulanır. (V) Tek hekim ayaktan tedavilerde tedavi altına aldığı sigortalıya bir defada en çok 10 gün istirahat verebilir ve kesintisiz bunu bir defa tekrarlayabilir. Tek hekimden iki defa istirahat almış olan sigortalının tedavisine devam edilmesi gerektiği takdirde, sigortalı Kurum’ca yetkilendirilen sağlık kuruluna sevk edilir. (VI) Sigortalılara bir takvim yılı içinde tek hekim tarafından ayaktan tedavilerde verilecek istirahat sürelerinin toplamı 40 günü geçemez. Bu süreyi aşan istirahat raporları sağlık kurulunca verilir.” B- ÖZEL ŞARTLAR 1- Köy veya mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlara geçici iş göremezlik ödeneği ödenebilmesi için prim borçlarının olmaması ve yatarak tedavi görmeleri nedeniyle geçici iş göremezliğe uğramaları gerekmektedir. Ancak bu kişilere doğum öncesi ve sonrası süreler için yapılacak ödemeler sırasında yatarak tedavi görme şartı aranmamaktadır. 2- Hizmet akdiyle çalıştırılan sigortalılar (5510 sayılı Kanun’un 4. maddesi birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı bulunanlar) ile 5510 sayılı Kanun’un 5. maddesine göre haklarında bazı sigorta kolları uygulanabilen sigortalıların hastalık nedeniyle geçici iş göremezlik ödeneği alabilmeleri için iş göremezliğin başladığı tarihten önceki bir yıl içinde en az doksan gün kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olması gerekmektedir. 3- 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesi birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı bulunanlar (hizmet akdiyle çalıştırılanlar ve aynı madde kapsamında sigortalı kabul edilenler) ile 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen muhtarlar ve aynı bentte yer alan ticarî kazanç veya serbest meslek kazancı nedeniyle gerçek veya basit usûlde gelir vergisi mükellefi olanlar, gelir vergisinden muaf olup, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı olanlar ve tarımsal faaliyette bulunanların analık nedeniyle geçici iş göremezlik ödeneğinden yararlanabilmeleri için doğumdan önceki bir yıl içinde en az doksan gün kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olması gerekmektedir. IV- GEÇİCİ İŞ GÖREMEZLİK Ö-DENEĞİ ÖDENEBİLEN SÜRELER Geçici iş göremezlik ödeneği, iş kazası ve meslek hastalığı nedeniyle iş göremez durumda kalınan her gün için; hastalık nedeniyle iş göremezlik halinde geçici iş göremezliğin üçüncü gününden başlayarak her gün için; analık halinde doğumdan önceki ve sonraki sekizer haftalık sürede, çoğul gebelik halinde ise doğumdan önceki sekiz haftalık süreye iki haftalık süre ilâve edilerek çalışmadığı her gün için, sigortalı kadının isteği ve hekimin onayı ile doğuma üç hafta kalıncaya kadar çalışılması halinde de doğum sonrası istirahat süresine eklenen süreler için ödenebilmektedir. V- GEÇİCİ İŞ GÖREMEZLİK ÖDENEĞİNİN TUTARI VE HESAPLANMA ŞEKLİ 5510 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre; “İş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve sigortalı kadının analığı halinde verilecek geçici iş göremezlik ödeneği, yatarak tedavilerde 5510 sayılı Kanun’un 17. maddesine göre hesaplanacak günlük kazancının yarısı, ayaktan tedavilerde ise üçte ikisidir. Sigorta prim ve ödeneklerinin hesabına esas tutulacak günlük kazançların alt sınırında meydana gelecek değişikliklerde, yeniden tespit edilen alt sınırın altında bir günlük kazanç üzerinden ödenek almakta bulunanların veya almaya hak kazanmış veya kazanacak olanların bu ödenekleri, günlük kazançlarının alt sınırındaki değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak değiştirilmiş günlük kazançların alt sınırına göre ödenir. Bir sigortalıda iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinden birkaçı birleşirse, geçici iş göremezlik ödeneklerinden en yükseği verilir. Geçici iş göremezlik ödenekleri, toplu iş sözleşmesi yapılan işyerleri ile kamu idarelerinin işverenleri tarafından Kurum’ca belirlenen usûl ve esaslara göre Kurum adına sigortalılara ödenerek, daha sonra Kurum ile mahsuplaşmak suretiyle tahsil edilebilir.” Geçici iş göremezlik ödeneğine esas tutulacak günlük kazanç 5510 sayılı Kanun’un 17. maddesinde yer alan; “İş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde verilecek ödeneklerin veya bağlanacak gelirlerin hesabına esas tutulacak günlük kazanç; iş kazasının veya doğumun olduğu tarihten, meslek hastalığı veya hastalık halinde ise iş göremezliğin başladığı tarihten önceki oniki aydaki son üç ay içinde 80. maddeye göre hesaplanacak prime esas kazançlar toplamının, bu kazançlara esas prim ödeme gün sayısına bölünmesi suretiyle hesaplanır. Oniki aylık dönemde çalışmamış ve ücret almamış olan sigortalı, çalışmaya başladığı ay içinde iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle iş göremezliğe uğrarsa verilecek ödeneklerin veya bağlanacak gelirlerin hesabına esas günlük kazanç; çalışmaya başladığı tarih ile iş göremezliğinin başladığı tarih arasındaki sürede elde ettiği prime esas günlük kazanç toplamının, çalıştığı gün sayısına bölünmesi suretiyle; çalışmaya başladığı gün iş kazasına uğraması halinde ise aynı veya emsal işte çalışan benzeri bir sigortalının günlük kazancı esas tutulur.” hükümleri esas alınmak suretiyle hesaplanmaktadır. VI- SONUÇ Geçici iş göremezlik ödeneği 506 sayılı Kanun döneminde sadece hizmet akdiyle çalıştırılanlara verilmekte iken 5510 sayılı Kanun ile norm ve standart birliği ilkesi kapsamında bağımsız çalışanlara da verilmeye başlanmıştır. Ancak hizmet akdiyle çalıştırılanlara iş kazası ve meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde verilen bu ödenek, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlara hastalık halinde verilmemektedir. Yine hizmet akdiyle çalışan sigortalılara ayakta ve yatarak tedavilerde istirahatlı kalınan günler için geçici iş göremezlik ödeneği ödenmekte iken bağımsız çalışanlara sadece yatarak tedavilerde ödenmektedir. İş göremez duruma düştüklerinde maaşlarını almaya devam eden devlet memurları ile ilgili olarak ise geçici iş göremezlik ödeneği uygulaması bulunmamaktadır. Perşembe, 10 Haziran 2010 21:10

Mali Menü

Üye Giriş Formu

Kullanılmış araç sat...

2010-04-30 08:54:32

Yeni Sayfa 1 Tarih 29/04/2010 Sayı KDV-54/ 2010-2 Kapsam T.C. MALİYE BAKANLIĞI Gelir İdaresi Başkanlığı   KATMA DEĞER VERGİSİ SİRKÜLERİ / 54   Konusu : Kullanılmış araç satışında uygulanacak katma değer vergisi oranı Tarihi : 29 / 04 / 2010 Sayısı : KDV-54/ 2010-2 İlgili Olduğu Maddeler : Katma Değer Vergisi Kanununun 28 inci maddesi   1. Giriş Başkanlığımıza intikal eden olaylardan, kullanılmış araç satışında uygulanacak katma değer vergisi oranına ilişkin tereddüt bulunduğu anlaşılmış olup konu hakkında aşağıdaki açıklamaların yapılması uygun görülmüştür. 2. Yasal Düzenlemeler 3065 sayılı Katma Değer Vergisi (KDV) Kanununun; 1/1 inci maddesine göre, Türkiye'de ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler; 1/3-d maddesine göre de müzayede mahallerinde ve gümrük depolarında yapılan satışlar KDV'ye tabidir. KDV oranları, KDV Kanununun 28 inci maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 30/12/2007 tarih ve 26742 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile Kararnameye ekli I sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için %1, II sayılı listede yer alan teslim ve hizmetler için %8, bu listelerde yer almayan vergiye tabi işlemler için %18 olarak tespit edilmiştir. Söz konusu Bakanlar Kurulu Kararnamesine ekli I sayılı listenin 9 uncu sırasında; "Aşağıda tanımları yapılan motorlu taşıtlardan yalnız "kullanılmış" olanlar, Türk Gümrük Tarife Cetvelinin 8701.90.50.00.00 Kullanılmış olanlar ile 87.03 pozisyonundaki binek otomobilleri ve esas itibariyle insan taşımak üzere imal edilmiş diğer motorlu taşıtlar (87.02 pozisyonuna girenler hariç) (steyşın vagonlar ve yarış arabaları dahil). [(Yalnız binek otomobilleri, steyşın vagonlar, yarış arabaları, arazi taşıtları, jipler, vb., motorlu karavanlar, elektrik, gaz, güneş enerjili vb. motorlu taşıtlar, "8703.10.11.00.00 özellikle kar üzerinde hareket etmek için dizayn edilmiş sıkıştırma ateşlemeli içten yanmalı pistonlu motorlu olanlar (dizel veya yarı dizel) veya kıvılcım ateşlemeli içten yanmalı pistonlu motorlu taşıtlar", "8703.10.18.00.00 diğerleri"] [Ambulanslar, mahkum taşımaya mahsus arabalar, para arabaları, cenaze arabaları, itfaiye öncü arabaları gibi özel amaçla yapılmış motorlu taşıtlar hariç.]" ifadesine yer verilmiştir. 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesinin 1 inci maddesinin (5) no.lu ayrımında, (I) sayılı listenin 9 uncu sırasında yer alan "kullanılmış" deyiminin 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununa göre özel tüketim vergisine tabi olmayan taşıtları ifade ettiği belirtilmiştir. 87.03 pozisyonunda yer alan eşyaların tanımına ilişkin olarak, 27/7/2005 tarih ve 25888 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 8 Seri No.lu Gümrük Genel Tebliği (Tarife-Sınıflandırma Kararları) ile 6/2/2010 tarih ve 27485 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2 Seri No.lu Gümrük Genel Tebliğinde (Gümrük Tarife Cetveli Açıklama Notları) de açıklamalar yapılmış bulunmaktadır. Buna göre; 1) 1+1, 1+3, 1+4 veya 1+7 koltuklu, şoför ve öndeki yolcunun arkasındaki kısımda emniyet kemerleri veya emniyet kemeri montajı için tertibat, koltuk ve emniyet ekipmanı montajı için sabit tertibat, aracın iç kısmının her tarafında, araçların yolcu bölümlerinde yer alan konfor özellikleri ve iç döşemeleri (örn. yer kaplamaları, havalandırma, iç aydınlatma, küllükler), iki yan panel boyunca arka camları bulunan (en arkada yük bölümünün sağ ve sol taraflarında cam bulunsun bulunmasın); şoför ve öndeki yolcuların bölümü ile insan veya eşya taşınması için kullanılan arka bölüm arasında sabit bir panel veya bariyer bulunmayan kapalı kasa motorlu taşıtlar 87.03 pozisyonunda yer almakta olup, binek otomobiller bu kapsamda değerlendirilmektedir. 87.03 pozisyonunda tanımlanan binek otomobiller ve esas itibariyle insan taşımak üzere imal edilmiş diğer motorlu taşıtlar (87.02 pozisyonuna girenler hariç) (steyşın vagonlar ve yarış arabaları dahil) hem insan hem eşya taşıyabilen motorlu araçlar gibi "çok amaçlı araçları" kapsamaktadır. Sürücü dahil 10 veya daha fazla kişi taşımaya mahsus motorlu taşıtlar 87.02 pozisyonunda yer almaktadır. Ambulanslar, mahkum taşımaya mahsus arabalar, para arabaları, cenaze arabaları, itfaiye öncü arabaları gibi özel amaçla yapılmış motorlu taşıtlar 87.03 pozisyonunda yer almakla birlikte, 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi eki I sayılı listenin 9 uncu sırası haricinde tutulmuştur. 2) 30/3/2009 tarihinde yürürlüğe giren 2009/14812 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile, 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesine ekli (I) sayılı listenin 9 uncu sırasına 30/3/2009 tarihinden geçerli olmak üzere "8701.90.50.00.00 Kullanılmış olanlar" ibaresi eklenmiştir. Türk Gümrük Tarife Cetvelinin 8701.90.50.00.00 Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonunda, tekerlekli zirai traktörler ve ormancılıkta kullanılan tekerlekli traktörlerin (motokültörler hariç) kullanılmış olanları yer almaktadır. 3) Kamyonet türü araçlar genellikle birden fazla koltuk sırasına sahiptirler ve biri insan taşınmasına mahsus kapalı bir kabin ve eşya taşınmasına mahsus açık veya kapalı bir alan olmak üzere iki ayrı alandan meydana gelirler. Bununla birlikte, bu tür araçların ikiden fazla aksı olması veya eşya taşımaya mahsus alandaki azami dahili taban uzunluğunun aracın dingiller arası mesafesinin % 50 sinden fazla olması halinde, bu araçlar 87.03 pozisyonunda sınıflandırılmazlar. 4) Birden fazla koltuk sırasına sahip olan panelvan türü araçlar 87.03 pozisyonu "Armonize Sistem İzahnamesinde" verilen göstergeleri karşılamalıdır. Ancak, arka kısımda güvenlik teçhizatı ve koltukların yerleştirilmesi için sabit tutturma noktaları ve bağlantı elemanlarının bulunmadığı birden fazla koltuk sırasına sahip olan panelvan türü araçlar, yolcu alanı ile yük alanı arasında sabit bir panel veya bariyer ya da yan panellerde pencereleri bulunsun veya bulunmasın 87.03 pozisyonunda sınıflandırılmazlar. Bununla beraber, 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesine ekli I sayılı listenin 9 uncu sırasında, KDV Kanununun 30/b maddesine göre binek otomobillerinin alımında yüklenilen KDV'yi indirim hakkı bulunan mükelleflerin, bu araçları tesliminde % 18 oranında KDV uygulanacağı belirtilmiştir. Diğer taraftan, 2008/13426 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesinin 2 nci maddesinde; KDV Kanununun 30/b maddesine göre binek otomobillerinin alımında yüklenilen KDV'yi indirim hakkı bulunan mükelleflerin, kiralamak veya çeşitli şekillerde işletmek üzere iktisap ettikleri ve 31/12/2007 tarihi itibarıyla aktiflerinde veya envanterlerinde bulunan binek otomobillerinin iktisap tarihinden itibaren 2 yıl geçtikten sonra teslime konu olması halinde, bu teslimde % 1 oranında KDV uygulanacağı ifade edilmiştir. 3. Sonuç Kullanılmış araçların KDV Kanununun 1/1 maddesi kapsamında ticari mahiyetteki teslimi veya 1/3-d maddesi kapsamında müzayede yoluyla satışı KDV'ye tabi tutulacaktır. KDV'ye tabi olacak şekilde satışı yapılan aracın durumunun, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde tespit edilmesinden sonra; 1) Türk Gümrük Tarife Cetvelinin 8701.90.50.00.00 Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonunda yer alan kullanılmış tekerlekli zirai traktörler ve ormancılıkta kullanılan tekerlekli traktörlerin (motokültörler hariç) 30/3/2009 tarihinden itibaren tesliminde %1 oranında KDV hesaplanacaktır. 2) Aracın 87.03 pozisyonunda yer alan binek otomobili niteliğine haiz olması durumunda 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararnamesine ekli I sayılı listenin 9 uncu sırasına istinaden söz konusu aracın satışı %1 oranında KDV'ye tabi olacaktır. Araç sahibinin KDV Kanununun 30/b maddesine göre binek otomobillerinin alımında yüklendiği KDV'yi indirim hakkı bulunması halinde (araç kiralama, taksi işletmesi gibi) bu aracın satışında KDV oranı %18 olarak uygulanacaktır. Ancak, binek otomobillerinin alımında yüklendiği KDV'yi indirim hakkı bulunan mükelleflerin 31/12/2007 tarihi itibariyle aktiflerinde veya envanterlerinde bulunan binek otomobillerinin iktisap tarihinden itibaren 2 yıl geçtikten sonra teslimi %1 oranında KDV'ye tabi tutulacaktır. Aracın 87.03 pozisyonunda yer almaması durumunda ise %18 oranında KDV uygulanacaktır. Örneğin; eşya taşımaya mahsus kamyonun satışında %18 oranında KDV hesaplanacaktır. Aynı şekilde 87.02 pozisyonunda yer alan otobüs, midibüs ve minibüs gibi araçların teslimi de %18 oranında KDV'ye tabi tutulacaktır. 3) Ambulanslar, mahkum taşımaya mahsus arabalar, para arabaları, cenaze arabaları, itfaiye öncü arabaları gibi özel amaçla yapılmış motorlu taşıtların kullanılmış olanlarının tesliminde %18 oranında KDV uygulanacaktır. Duyurulur.   Mehmet KİLCİ Gelir İdaresi Başkanı  


Read More...

53 NUMARALI KDV SİRK...

2010-01-30 21:37:41

T.C. MALİYE BAKANLIĞI KATMA DEĞER VERGİSİ SİRKÜLERİ / 53 Konusu : Katma değer vergisi (KDV) iade taleplerinde bazı belgelerin elektronik ortamda alınması ve değerlendirilmesi hakkında. Tarihi : 27/01/2009 Sayısı : KDVK-53/2010-1 İlgili olduğu maddeler : KDV Kanununun (8/2), (9/1), (29/2) ve (32) inci maddeleri. A.     Giriş Katma değer vergisi iade talepleri ile ilgili olarak vergi dairelerince şu anda VEDOP üzerinden manüel olarak yapılan ve oldukça uzun zaman alan kontroller, vergi dairelerinin kırtasiyecilikten ve bir kısım formalitelerden kurtarılması, iade işlemlerine hız kazandırılması, KDV iade işlemleri açısından asgarî bir standart getirilmesi ve uygulama birliğinin sağlanması amacıyla Başkanlığımızca hazırlanan KDV İadesi Risk Analizi Projesi sayesinde elektronik ortamda yapılacak, mükelleflerin elektronik ortamda gönderecekleri belgeler esas alınarak özet bir rapor halinde vergi dairesinin kullanımına sunulacaktır. Bu itibarla, KDV mükellefleri Ocak/2010 vergilendirme döneminden itibaren gerçekleşen iade hakkı doğuran işlemleri için geçerli olmak üzere bu işlemlerine yönelik iade taleplerinde, indirilecek ve yüklenilen KDV listeleri ile satış faturaları listesini ve iade için ibrazı istenilen durumlarda gümrük (çıkış) beyannamesi listesini internet vergi dairesi üzerinden göndereceklerdir. B.     Kapsam 1.      İşlemler Bakımından KDV Kanununun; (8/2) maddesi uyarınca fazla ve yersiz ödenen vergilerden, (9/1) maddesi ile Bakanlığımıza tanınan yetki kapsamında getirilen sorumluluk uygulamalarından, (29/2) maddesi uyarınca indirimli orana tabi işlemlerden, 32 nci maddesine göre de bu maddede sayılan istisna kapsamındaki işlemlerden kaynaklanan KDV iade taleplerinde, "indirilecek KDV listesi", "yüklenilen KDV listesi" ve "satış faturaları listesi" ile iade için ibrazı istenilen durumlarda "gümrük (çıkış) beyannamesi listesi"nin elektronik ortamda alınması uygun görülmüştür. 2.      Mükellefler Bakımından KDV mükelleflerinin tamamı yukarıda belirtilen iade taleplerini bu uygulama kapsamında yapacaklardır. C.     Diğer Hususlar 1. Söz konusu listelere, fatura düzenleme limitinin altında kalsa dahi her bir belge kaydedilecektir. 2. Aynı mükelleften yapılan alımlar belge bazında bu listelere ayrı ayrı girilecektir. 3. İade talebine ilişkin olarak ibrazı gereken ve bu listelerin dışında kalan diğer belgelerin önceden olduğu gibi vergi dairesine intikal ettirilmesi gerekmektedir. 4. Elektronik ortamda alınan indirilecek ve yüklenilen KDV listeleri ile satış faturaları listesinin ve iade için ibrazı istenilen durumlarda gümrük (çıkış) beyannamesi listesinin ayrıca kâğıt ortamında verilmesine gerek bulunmamaktadır. 5. Bu mükelleflerin iade taleplerinin, iade için aranılan diğer tüm belgelerin vergi dairesine ibraz edildiği tarih itibarıyla geçerlilik kazanacağı tabiidir. 6. Vergi daireleri, mükelleflerin iade taleplerini iade için gerekli belgelerin tümü ve elektronik ortamda alınacak, sistem tarafından üretilecek KDV İadesi Kontrol Raporu çerçevesinde değerlendirerek ilgili KDV Genel Tebliğlerinde belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde sonuçlandıracaktır. 7. Bu listelerin doldurulmasında uyulacak kurallara internet vergi dairesinden ulaşılması mümkündür. Duyurulur. Mehmet ŞİMŞEK Maliye Bakanı


Read More...

VUK, Vergi Usul Kanu...

2010-01-11 22:17:36

Yeni Sayfa 1 VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ Resmi Gazete No Resmi Gazete Tarihi 0/0/0 Kapsam Kapsam Bilindiği üzere, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun[1] (http://www.gib.gov.tr/index.php?id=987&no_cache=1#_ftn1) 148, 149 ve Mükerrer 257 nci maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak, 381 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği[2] (http://www.gib.gov.tr/index.php?id=987&no_cache=1#_ftn2) ile bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin belirli bir haddi aşan mal ve hizmet alımlarını "Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)" ile; mal ve hizmet satışlarını ise "Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs)" ile bildirmeleri hususunda yükümlülük getirilmişti. Bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin mal ve hizmet alışları ile mal ve hizmet satışlarının 2010 yılı ve müteakip yılların aylık dönemlerine ilişkin bildirimlerinde uygulanacak usul ve esaslar ile bildirim hadleri bu Tebliğin konusunu oluşturmaktadır. 1-   BİLDİRİMLERİN DÖNEMİ, VERİLME ZAMANI ve HADLERİ 1.1. Bildirimlerin Dönemi ve Verilme Zamanı Mükellefler 2010 yılı ve müteakip yıllarda bildirim formlarını aylık dönemler halinde düzenleyerek, takip eden ayın birinci gününden itibaren 28 inci günü akşamı saat 24:00'e kadar onaylamakla yükümlüdürler. Buna göre, Ocak 2010 dönemi ve sonraki aylara ilişkin bildirim formları belirlenen bu süreler içerisinde onaylanmak suretiyle gönderilecektir. Mal ve/veya hizmet alış/satışlarının, bunlara ilişkin belgelerin düzenlenme tarihi dikkate alınarak ilgili dönem Ba-Bs bildirim formları ile bildirilmesi gerekmektedir. •1.2. Bildirimlere Dahil Edilecek Belgeler ve Hadler 1.2.1. Bildirim mecburiyeti bulunan mükelleflerce, belirlenen hadler çerçevesinde yapılan her türlü mal ve/veya hizmet alış ve satışları bunlara ilişkin belgenin türüne bakılmaksızın Ba-Bs bildirim formlarına dahil edilecektir. Belgelerde gelir vergisi tevkifatına da yer verilen hallerde tevkifattan önceki brüt tutarlar dikkate alınacaktır. 1.2.2. Mükelleflerin 2010 yılı ve müteakip yılların aylık dönemlerine ilişkin mal ve/veya hizmet alışları ile mal ve/veya hizmet satışlarına uygulanacak had 5.000 TL olarak yeniden belirlenmiştir. Buna göre, bir kişi veya kurumdan katma değer vergisi hariç  5.000 TL ve üzerindeki mal ve/veya hizmet alışları, "Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Ba)" ile; bir kişi veya kuruma katma değer vergisi hariç  5.000 TL ve üzerindeki mal ve/veya hizmet satışları ise "Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs)" ile Tablo II alanında bildirilecektir. Söz konusu hadlerin uygulanmasında, özel matrah şekline tabi mal ve/veya hizmet alış/satışında katma değer vergisi, özel tüketim vergisine tabi işlemlerde ise özel tüketim vergisi dahil tutarlar dikkate alınacaktır. Belirlenen hadlerin altında kalan alış ve satış bedellerinin bildirildiği, "Diğer Mal ve Hizmet Bedeli Toplamı" (Tablo III) bölümü Ba-Bs bildirim formlarından çıkartılmıştır. 1.2.3. Bildirim verme yükümlülüğünde olan,  ancak tüm alış ve satışları belirtilen haddin altında kalan mükellefler, söz konusu formları Tablo II dışındaki tüm bilgileri doldurmak suretiyle vermek zorundadırlar. 2- BİLDİRİMLERİN VERİLME ŞEKLİ 2.1. Bildirimlerin Elektronik Ortamda Verilme Zorunluluğu 2.1.1. Bilanço esasına göre defter tutan ve 376 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğine[3] (http://www.gib.gov.tr/index.php?id=987&no_cache=1#_ftn3) göre beyannamesini elektronik ortamda vermek zorunda olan mükellefler, Ba ve Bs bildirim formlarını da elektronik ortamda https://e-beyanname.mb-ggm.gov.tr/ adresinden vermek zorundadırlar. 2.1.2. Bildirim formlarını elektronik ortamda veren mükelleflerin kağıt ortamında verdikleri (elden veya posta ile) bildirim formları hiçbir şekilde kabul edilmeyecektir. 2.1.3. Bildirimlerin elektronik ortamda verilmiş sayılabilmesi için sistem üzerinde onaylama işleminin yapılması şarttır. Onaylama işlemi en geç, bildirimlerin verilmesi gereken ayın 28 inci günü saat 24:00'ten önce tamamlanmalıdır. 2.1.4. Vergi dairesi değişen mükellefler, bildirim formlarını en son bağlı oldukları vergi dairesine göndereceklerdir. 2.2. Bildirimlerin Elektronik Ortamda Gönderilmesine İlişkin Esaslar Elektronik ortamdaki bildirim formları; - Kullanıcı kodu, parola ve şifre almış mükelleflerce gönderiliyorsa; formu düzenleyen kısmına mükellefe ilişkin bilgiler, formdaki yeminli mali müşavir kısmına ise, varsa yeminli mali müşavirlere ilişkin bilgiler yazılacaktır. - Yeminli mali müşavirce gönderiliyorsa; formu gönderen bölümünde yeminli mali müşavirin bilgileri yer alacaktır. Formu düzenleyen bölümüne varsa serbest muhasebeci/ serbest muhasebeci mali müşavire ait bilgiler, yoksa mükellefe ait bilgiler yazılacaktır. - Serbest muhasebeci/ serbest muhasebeci mali müşavir tarafından gönderiliyorsa; formu gönderen ve düzenleyen bölümlerine serbest muhasebeci, serbest muhasebeci mali müşavirin bilgileri yazılacaktır. Mükellefin yeminli mali müşaviri varsa yeminli mali müşavir bölümü de doldurulacaktır. 3- BİLDİRİMLERİN DOLDURULMASINA İLİŞKİN AÇIKLAMALAR 3.1. Genel Açıklamalar: 3.1.1. Bildirimler Türk Lirası (TL) olarak doldurulacak ve kuruş bilgileri gösterilmeyecektir. Bir kişi veya kurumdan yapılan alış ve/veya satışlarda birden fazla belge olması halinde kuruş ihmali belge bazında değil, belgelerin toplam tutarı üzerinden yapılacaktır. Diğer taraftan, birden fazla sayfadan oluşan (nakli yekûnlu) faturalar tek fatura olarak kabul edilecektir. 3.1.2. Bildirim formlarına, belirlenen haddi aşan ithalat ve ihracat işlemlerinin de yazılması gerekmektedir. İthalat işlemlerinin form Ba ile bildirilmesinde Gümrük Beyannamesi giriş tarihi, ihracat işlemlerinin form Bs ile bildirilmesinde ise, fiili ihracatın gerçekleştiği tarih dikkate alınacaktır. Bildirim formlarında alıcı veya satıcının vergi kimlik numarası, ithalat işlemlerinde "1111111111", ihracat işlemlerinde ise "2222222222" olarak kodlanacaktır. 3.1.3. Bir kişi veya kurumun birden fazla şubesinden yapılan mal ve/veya hizmet alımları, muhasebe sistemi gereği ayrı ayrı takip edilse bile, merkez ve şube bilgileri birleştirilerek Ba bildirim formunda tek satır olarak gösterilecektir. Aynı şekilde, bir kişi veya kurumun birden fazla şubesine yapılan mal ve/veya hizmet satışları merkez ve şube bilgileri birleştirilerek, Bs bildirim formunda tek satır olarak gösterilecektir. 3.1.4. Bir kişi veya kurumdan yapılan alışlarının kısmen veya tamamen iade edilmesi durumunda, bu iadeler söz konusu kişi ve kuruma yapılan diğer satışlar ile birleştirilerek Bs bildirim formunda satış olarak gösterilecektir. Aynı şekilde, bir kişi veya kuruma yapılan satışlardan bir kısmının veya tamamının iade alınması durumunda, bu iadeler söz konusu kişi ve kurumdan yapılan diğer alışlar ile birleştirilerek Ba bildirim formunda alış olarak gösterilecektir. 3.1.5. Ba ve Bs bildirim formlarının Tablo II  bölümlerinin doldurulması sırasında kullanılacak "ülke kodu" bilgileri Tebliğ ekinde yer almaktadır. (Ek:.....) 3.2. Düzeltme İşlemleri ve Düzeltmede Cezai İşlemler : Mükellefler elektronik ortamda verdikleri bildirim formlarını onayladıktan sonra, bildirimlerinde hata veya eksiklik bulunduğunu tespit etmeleri halinde, bildirim formlarını yeniden düzenleyerek göndermek suretiyle düzeltme yapabilirler. Form Ba ve Form Bs bildirimlerinden herhangi birinde hata yapıldığının belirlenmesi halinde, sadece hata yapılan bildirim formunun düzeltilerek gönderilmesi gerekmektedir. Düzeltme işlemlerinde, hatalı veya eksik olarak düzenlenmiş bulunan bildirim formları tamamen iptal edilmekte ve düzeltmeleri içerecek şekilde düzenlenerek verilen bildirim formu geçerli kabul edilmektedir. Dolayısıyla, düzeltme amacıyla düzenlenen bildirim formlarının, daha önce bildirimde bulunulmamış gibi tüm alış-satış bilgilerini içerecek şekilde doldurulması gerekmektedir. Bildirimlerin verilme zamanı içerisinde yapılan düzeltmelerde herhangi bir ceza uygulanmayacak olup; verilme zamanından sonra yapılan düzeltmelerde ise, düzeltilen her bir form için ayrı ayrı olmak üzere Vergi Usul Kanununun mükerrer 355 inci maddesi hükmü uyarınca özel usulsüzlük cezası kesilecektir. 4- DİĞER HUSUSLAR 4.1. Mükellefiyetin terki halinde, bildirim formları işin bırakıldığı tarihi izleyen ayın son günü akşamına kadar verilmek zorundadır. Bu bildirimler; kullanıcı kodu, parola ve şifre almış mükelleflerce veya 3568 sayılı Kanuna istinaden yetki almış meslek mensuplarınca verilecektir. 4.2. Bildirim verme zorunluluğu bulunan mükellefin ölümü halinde, bildirim formlarını verme sürelerine, Vergi Usul Kanununun 16 ncı maddesi hükmü uyarınca üç ay eklenir. 4.3. Tasfiyesi devam eden mükellefler bildirim formlarını, tasfiye süresince aylık dönemler halinde vereceklerdir. Tasfiyenin başladığı aya ait bildirim formları ise tasfiye öncesi ve sonrası ayrımı yapılmaksızın düzenlenecektir. Diğer taraftan, tasfiye sonunda bildirimler tasfiye kararının tescil edildiği tarihi izleyen ayın son günü akşamına kadar tasfiye memuru veya 3568 sayılı Kanuna istinaden yetki almış meslek mensupları tarafından verilecektir. 4.4. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun[4] (http://www.gib.gov.tr/index.php?id=987&no_cache=1#_ftn4) 18 inci maddesi uyarınca gerçekleştirilen birleşmelerde; birleşme tarihine kadar olan alış veya satışlar münfesih kurum veya kurumlar adına, birleşilen kurum tarafından takip eden ayın 28 inci günü akşamına kadar bildirilecektir. 4.5. Kurumlar Vergisi Kanununun 19 uncu maddesi uyarınca yapılan devirlerde; münfesih kurumun o dönemdeki faaliyetlerine ilişkin bildirim formlarının, münfesih kurumun ünvanı ve vergi kimlik numarası yazılmak suretiyle devir alan kurum tarafından devir tarihini takip eden ayın 28 inci günü akşamına kadar verilmesi gerekmektedir. 4.6. Nev'i değişikliği halinde; nev'i değiştiren şirket adına verilmesi gereken Ba-Bs bildirim formları yeni şirket tarafından terk tarihini takip eden ayın 28 inci günü akşamına kadar verilecektir. 4.7. Bilanço esasına göre defter tutmakta iken, işletme hesabı esasına geçen mükellefler, işletme hesabına geçtikleri hesap döneminden itibaren bildirimde bulunmayacaklardır. Buna karşın, işletme hesabına göre defter tutmakta iken, bilanço esasına geçen mükelleflerin, bilanço esasına geçtikleri hesap döneminden itibaren bildirim formu verme zorunlulukları bulunmaktadır. 4.8. Birden fazla şubesi bulunan mükelleflerin bildirim formlarının merkez tarafından, şube ve merkez bilgileri birleştirmek suretiyle verilmesi gerekmektedir. 4.9. Bankalar, Katılım Bankaları, Aracı Kurumlar, Portföy Yönetim Şirketleri, Menkul Kıymet Yatırım Fon ve Ortaklıkları ile Sigorta Şirketleri yapmış oldukları işlemleri belirli periyotlarla Bakanlığımıza bildirdiklerinden, hizmet ve satış işlemlerinde düzenledikleri dekont bilgilerini Form Bs ile bildirmelerine gerek bulunmamaktadır. Aynı şekilde, bu kurumların kendi aralarındaki işlemler sebebiyle düzenledikleri dekontların karşı tarafça Form Ba ile bildirilmesine de gerek bulunmamaktadır. Ancak, bu kurumlar, diğer belgelere dayalı olarak yaptıkları mal ve hizmet alım/satımlarını genel esaslar çerçevesinde Ba-Bs formları ile bildirmek zorundadırlar. 4.10. Noterlerin, Kanunlarına göre vermiş oldukları noterlik hizmetlerini Bs formu ile bildirilmelerine gerek bulunmamaktadır. Aynı şekilde, noterlerde yaptırılan işlemlerin de Ba formu ile bildirilmesine gerek bulunmamaktadır. Noterler, faturalı olarak yaptıkları mal ve hizmet alımlarını genel esaslar çerçevesinde Form Ba ile bildirmek zorundadırlar. 4.11. Herhangi bir mal ve hizmet alımına bağlı olarak, ödemenin gecikmesi suretiyle ortaya çıkan ve fatura düzenlenmek suretiyle alıcıya yansıtılan kur farkı gelirleri/giderleri de haddi aşması halinde bildirimlere dahil edilecektir. 4.12. Sigorta şirketleri ve acenteleri tarafından yapılan tazminat ödemeleri fatura ile belgelendirilen bir mal veya hizmet alımına dayanıyor ise, bu alımların genel esaslar çerçevesinde katma değer vergisi hariç tutarlarıyla Ba bildirim formuna dahil edilmesi gerekmektedir. 4.13. Döviz alış-satışı yapan mükellefler ile yetkili müessese izin belgeli ve altın borsasına üye olup kıymetli maden alış-satışı ile uğraşan mükellefler belirli miktarın üzerindeki alış-satış bilgilerini Bakanlığımıza bildirmek zorunda olduklarından, bu işlemlerini ayrıca Ba ve Bs bildirim formlarıyla bildirmelerine gerek bulunmamaktadır. Diğer taraftan, bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin döviz büroları ve yetkili diğer kuruluşlardan yapmış oldukları döviz alış-satışlarını Ba ve Bs bildirim formlarına dahil etmelerine gerek bulunmamaktadır. 4.14. Kurumlar vergisinden muaf olanlar, muafiyet şartlarının kazanıldığı tarihi takip eden aydan itibaren Form Ba-Bs bildiriminde bulunmayacaklardır. 4.15. Serbest bölgelerde faaliyet gösteren mükelleflerin de Ba-Bs bildirimi verme yükümlülüğü bulunmaktadır. Söz konusu bildirimler, bu mükelleflerin kanuni merkezleri tarafından, merkez ve şube bilgileri birleştirilerek verilecektir. Ancak, kanuni merkezleri yurt dışında olup; münhasıran serbest bölgede şubesi veya temsilciliği bulunan mükelleflerin bildirim formu verme yükümlülükleri bulunmamaktadır. 4.16. Kollektif şirketler ve bilanço esasına göre defter tutan adi ortaklıkların Ba-Bs bildirim formları ortaklık veya şirket adına bunların vergi kimlik numaraları kullanılarak verilecektir. Ortaklık veya şirket adına verilmesi gereken bildirimlerin ortaklardan herhangi birinin vergi kimlik numarası kullanılarak verilmesi halinde bildirim formları hiç verilmemiş kabul edilecektir. 5- BİLDİRİMLERİN VERİLMEMESİ DURUMUNDA CEZA UYGULAMASI 5.1. Bildirim formlarını bu Tebliğde belirlenen süreler içinde vermeyen, eksik veya yanıltıcı bildirimde bulunan mükellefler hakkında 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 355 inci maddesi hükmü uyarınca cezai işlem uygulanacaktır. 5.2. Bu Tebliğde belirtilen süreler geçtikten sonra verilen Ba ve Bs formlarının her ikisinin de birlikte verilmek zorunda olduğu göz önüne alındığında, bu formlar tek bir form olarak değerlendirilerek tek özel usulsüzlük cezası kesilecektir. 6- YÜRÜRLÜK TARİHİ Bu Tebliğde belirtilen usul ve esaslar, Ocak 2010 dönemi ve sonraki aylık dönemlere ilişkin olarak verilecek bildirimler için uygulanacaktır. Tebliğ olunur. [1] (http://www.gib.gov.tr/index.php?id=987&no_cache=1#_ftnref1) 10/01/1961 tarih ve 10703 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. [2] (http://www.gib.gov.tr/index.php?id=987&no_cache=1#_ftnref2) 06/02/2008 tarih ve 26779 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. [3] (http://www.gib.gov.tr/index.php?id=987&no_cache=1#_ftnref3) 18/10/2007 tarih ve 26674 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. [4] (http://www.gib.gov.tr/index.php?id=987&no_cache=1#_ftnref4) 21/06/2006 tarih ve 26205 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.


Read More...

Kullanılmış araç sat...

Yeni Sayfa 1 Tarih 29...

53 NUMARALI KDV SİRK...

T.C. MALİYE BAKANLIĞI KATMA DEĞER VERGİSİ SİR...

VUK, Vergi Usul Kanu...

Yeni Sayfa 1 VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ Resm...

Muhasebe İşlemler Menü